TURKISH-ENGLISH, ENGLISH-TURKISH DICTIONARY


ı
ş
ğ
ç
ö
ü


Enable auto_complete
 
English -> Turkish
stall
i.
1. (ahırda tek bir büyükbaş hayvana ait) bölme.
2. (umumi yerlerde bölmelerle ayrılmış) duş/tuvalet yeri.
3. İng. (pazarda/sergide) tezgâh, stand.

stall
f.
1. (hayvanı) ahırdaki bölmeye kapatmak.
2. (motor) arızalanarak stop etmek; (motorun) arızalanıp stop etmesine yol açmak.
3. k. dili (vakit kazanmak için) (birini) oyalamak/işi savsaklamak; oyalamaya/savsaklamaya çalışmak.

stall
i. ahır; ahırda tek at için yapılmış bölme; küçük dükkân; hav. hız kaybedip bocalama: Oto. motorun durması; orkestra üyelerinin veya kilise korosunun oturduğu kısmen kapalı yer; araba park edecek yer; yaralı parmak sargısı; k.dili. oyun, düzen.

stall
f. ahırda kalmak; ahıra kapayıp beslemek; istemeyerek stop etmek, yük fazlalığından stop etmek (motor); hav. hızını kaybedip düşmek üzere olmak; çamur veya kara saplanıp durmak; durdurmak; k.dili. soruşturmadan kaçınmak; tehir etmek, vakit kazanmaya çalışmak.

[Previous - Next]

English -> English
stall
A stand; a station; a fixed spot; hence, the stand or place where a horse or an ox is kept and fed; the division of a stable, or the compartment, for one horse, ox, or other animal.

stall
To put into a stall or stable; to keep in a stall or stalls; as, to stall an ox.

stall
To live in, or as in, a stall; to dwell.

stall
A covering or sheath, as of leather, horn, of iron, for a finger or thumb; a cot; as, a thumb stall; a finger stall.

[Previous - Next]




Download our Turkish Dictionary software and use it on any Windows computer with internet connection.



Turkish Dictionary home | Download Turkish Dictionary | Contact us | Add to your site | Add to Explorer | Add to Word | Dictionaries | Fatih Akgul

4 users online