|
|
English -> Turkish
|
|
flatten
|
f. yassılaştırmak, yassıltmak, yassılatmak; ezmek.
|
|
|
|
flatten
|
f. yassılatmak; yere sermek; neşesini kaçırmak; matlaştırmak, donuklaştırmak; yassılaşmak, dümdüz olmak; tatsızlaşmak, neşesiz olmak. flatten out düzeltmek, açmak; (hav). dalıştan sonra uçağı yerle paralel duruma getirmek.
|
|
|
|
flatten
|
yassılaş
|
|
|
[Previous -
Next]
|
|
|
English -> English
|
|
flatten
|
To reduce to an even surface or one approaching evenness; to make flat; to level; to make plane.
|
|
|
|
flatten
|
To become or grow flat, even, depressed, dull, vapid, spiritless, or depressed below pitch.
[Previous -
Next]
|
|
|
|